27 Ekim 2010 Çarşamba
Çokları pek geç, bazıları erken ölürler, tabii vaktinde yaşamayanlar nasıl vakti...nde ölebilir? Keşke hiç doğmasaydı. Lüzumsuzlara bu öğüdü veririm. Fakat lüzumsuzlar bile ölümlerini mühimserler. En boş ceviz bile kırılmak ister. Herkes ölüsünü mühimsiyor. Ölüm henüz bir bayram sayılmıyor. İnsanlar daha en güzel bayramlarını nasıl kutlayacaklarınıöğrenmediler..... nietzsche
14 Mayıs 2010 Cuma
Bomboş, yersiz, zamansızım bu aralar yine...aylardan sonra klavyenin başına oturmuş yazmalıyım yazmalıyım diyorum.. evet zoraki bi yazı bu ama biliyorum bana çok iyi gelen bişey aynı zamanda.. Sıkıntılardayım gençler bu hayatı yükü benim gibi bir insanoğluna çok fazla... Çünkü güçsüzüm, yorgunum, bıkkınım... Beklentilerimi minimum a indirgesem bile tatmin olamıyorum.. Her zaman insanın hayatı karmaşıklaştırdığını aslında yola devam etmenin çok kolay bir şey olduğunu savundum, çok temel şeyler vardı yapılması gereken okulu bitirmek işe girmek sevmek sevilmek sonra da şeçtiğin biriyle hayatı paylaşmak.. bunlar benim hiç tasalanmadığım hayat akarken kendiliğinden oluverecek şeylerdi... Zorlama olmadan gelişine sallayacaktım güya.. Ama bana diretilenleri görünce hayata gülen rahat mutlu bakan gözlerim yarı yarıya kapandı.. Ya görmezden gelecektim bazı şeyleri ya boynumu eğecektim ya da sonuna kadar savaşıp tatmin edecektim kendimi... Hepsini birden yapmaya çalıştım kendime göre doğru zamanda doğru yerde ama şimdi dönüp bakıyorum hep yanlış kararlar hep boşuna çırpınışlar hep kırılan bi heves.. neden diyorum hep insan neden bu kadar komplike bir organizma olmak zorunda.. acıkınca yemek yesek dağıtmak istediğimizde çıksak eğlensek uykumuz gelince uyusak zamanı gelince çalışsak sevişmek isteyince sevişsek.... Bireysel aktivitelerimizi bile gereken zamanda olması gerektiği gibi yapamadıktan sonra n e bekliyoruz ki çevremizden dostumuzdan ailemizden sevgilimizden... Herkes kadranı bozuk saat gibi dolaşıyor ortalıkta zaman da yanlış mekan da... Nasıl yaparım ne yaparım bilmiyorum ki hiç ... Eskiden ne hissettiysem parmaklarımın ucundan akıp giderdi artık onu bile yapamıyorum doğru düzgün... Ne duygularım net ne de düşüncelerim... Ne hakedeni biliyorum ne de hakedip etmediğimi.. Doğru yanlış o kadar iç içe girdi ki kendimi yönlendiremiyorum hiç bir yere..
9 Ocak 2010 Cumartesi
nerdeymiş..
hadi bakalımm finallermiymiş neymiş bişi varmış sanki daha önceki mid term lere çalışılmışmış gibi finallere de çalışılmalıymış okul da zaten uzamışmış...sabahın onlarına kadar batak oynanan bir günden sonra akşam üzeri beşte uyanılmışmış bir de utanmadan hala da pc başında saçmalanılırmışmışmışşşş... ne yenildiği pek belli olmayan kahvaltıdan sonra karın birden tekrar acıkmaya başlarmışşş.. Can başka başka şeyler çekermiş; film dizi sinema alkol tercihen buzbağ şarap dans funk alaturka müzik konser tepinme bağırma camel soft eğlence kitap oyun muhabbet arkadaş dost sevgili öpücük batak kucak uyku rüya masal ilgi şefkat dondurma ... ama kesin bir şey varmış ki oturup masa başında kafa patlatmak istemezmiş can, ama hayatımız buna bağlıymış para kazanmak ev geçindirmek de lazımmış statü sahibi olmak gerekmiş kariyer yapmak aileyi gururlandırmak emeklerine karşılık vermek boynumuzun borcuymuş, annenin babanın kardeşin serseri avare bir kıza ihtiyaçları yokmuş .... Mutluluk nerdeymiş kimse bilmezmiş..
6 Ocak 2010 Çarşamba
hayata tutunmaya çalışmaksa bu bırakıyorum hayatı kayıp gitsin ellerimden
hayat zorlanmaksa delicesine ya da bastırmaksa en kuvvetli arzuları bırakıyorum hayatı devam etsin bildiği gibi
hayat sorgulamadan düşünmeden devam etmekse yola ya da unutmak zorunda olmaksa en güzel anları bırakıyorum hayatı.....
hayat zorlanmaksa delicesine ya da bastırmaksa en kuvvetli arzuları bırakıyorum hayatı devam etsin bildiği gibi
hayat sorgulamadan düşünmeden devam etmekse yola ya da unutmak zorunda olmaksa en güzel anları bırakıyorum hayatı.....
yoladevam
Solumak bir köpeğin ısrarıyla havayı ya da izlemek bir yarasanın gözleriyle geceyi..Ne dersen de yaşamak işte... !!! Seneler seneelerrr önce yazılmış bi iki satır bişeyin tekrar okuyunca beni bu kadar düşündüreceğini tahmin edemezdim sanırım. Galiba tekrar bişiler yazma isteğimi kamçılayan şey de bu sözlerdi.. Hatırlıyorum,sırf güzel bi cümle yazmak için değil o anda hissetiğim için yazmıştım bu satırları. Hayatı anlamdırmaya çalıştığım kısa zaman parçalarından biriydi yine.. Bu aralar yine saçma sapan düşünce kasırgaları içinde bulmaktayım kendimi. Bazen aklıma öle bi soru geliyor ki sağlam tatminkar cevaplar bulamadığım an melankolik bir hal alıyorum.. Yazmak yazarken de düşünmek yardımcı olur diye ummaktayım zamanında işe yaramıştı...En azından farklı bi açıdan bakabilmemi sağlayabilir belki. Amaç felsefe yapmak değil sadece içimdekileri birazcıkta olsa dökebilmek. Bazen aynaların karşısında konuşurken buluyorum kendimi kimse yok hem dinleyiciyim hem de konuşmacı böyle zamanlarda hem kızıyorum hem de gülüyorum kendime. Kızıyorum çünkü anlatamadığım paylaşmayi başaramadığım çok şey var hayatta , gülüyorum çünkü her zaman aksini savunmama rağmen karmaşıklaştırıyorum hayatımı komik bir hal alıyorum yüzüm vucudum beynim hepsi birlikte yaşıyor o konuşmaları. Senaryolar yazıyorum kafamda hep yapmak istediğim ama bi türlü cesaret edemediğim konuşmaları yapıyorum hayal ediyorum karşımda olmasını istediğim insanları onlar yerine cevap veriyorum onlar yerine karşı çıkıyorum onlar yerine kavga ediyorum kendimle bazn de ilan ı aşk ediyorum kendime başkasının benliğinde... Olabilecek en uygun mekanı çevreyi hatta bazen de müziği yaratıyorum kafamda ve hayal gücümü bırakıveriyorum birden ve sonra içinden bir türlü çıkamadığım yolculularım başlıyor.. istesemde istemesemde yaşıyorum .. durmasını istiyor muyum yoksa hoşuma mı gidiyor... en azından gerçek beni o zaman serbest bırakabiliyorum kafamdeki soruların cevaplarını bulabiliyorum çoğu zaman. Hüsranla da sonuçlanabiliyor bazen.. benim hayalgücüm bile yetmiyorken olayları değiştirmeye başkalarından istediğim cevapları almayı umut etmeyi bırakıyorum....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)