Sevigiyi, ilgiyi, özeni bir başka canlıya göstermek çok mu zordu.. Kendinden başkasına güvenmek kendini ona yaslayabilmek çok mu fütursuzcaydı.. Hep bir kalkan mı olmalıydı insanlarla aramızda.. İlk aklına geleni söylemek çok mu ayıptı.. Aşık olmak çok mu çocukçaydı ya da dostunu kardeşin görmek dünyadaki en büyük saflık mıydı.. Kimseye muhtaç olmadan ama herkesle birlikte yürüyebilmek hayal ürünü müydü.. Tek başınalıığın fazla geldiğinde bir telefon açmak gecenin ikisinde gurur yoksunluğumuydu..
Mutluluk paylaşılınca artar, üzüntü paylaşıldıkça azalır dediler yıllarca fakat kimse dinlemedi kimse duymadı bile! En yoğun haykırışların insanlar gündelik telaşlarının anlık çözümlerini ararken yitip gitti ve sen kendinden başka sığınabileceğin bir dost ararken yine kendine döndün ve bitmek bilmeyen çatışmalarını dinledin, içindeki farklı seslerin hepsine hak verdin hepsine eyvallah dedin.. İnsan kendini nasıl yoksayabilirki nasıl seçebilir patenti kendine ait yüzlerce çözümlemeden birini..