Bomboş, yersiz, zamansızım bu aralar yine...aylardan sonra klavyenin başına oturmuş yazmalıyım yazmalıyım diyorum.. evet zoraki bi yazı bu ama biliyorum bana çok iyi gelen bişey aynı zamanda.. Sıkıntılardayım gençler bu hayatı yükü benim gibi bir insanoğluna çok fazla... Çünkü güçsüzüm, yorgunum, bıkkınım... Beklentilerimi minimum a indirgesem bile tatmin olamıyorum.. Her zaman insanın hayatı karmaşıklaştırdığını aslında yola devam etmenin çok kolay bir şey olduğunu savundum, çok temel şeyler vardı yapılması gereken okulu bitirmek işe girmek sevmek sevilmek sonra da şeçtiğin biriyle hayatı paylaşmak.. bunlar benim hiç tasalanmadığım hayat akarken kendiliğinden oluverecek şeylerdi... Zorlama olmadan gelişine sallayacaktım güya.. Ama bana diretilenleri görünce hayata gülen rahat mutlu bakan gözlerim yarı yarıya kapandı.. Ya görmezden gelecektim bazı şeyleri ya boynumu eğecektim ya da sonuna kadar savaşıp tatmin edecektim kendimi... Hepsini birden yapmaya çalıştım kendime göre doğru zamanda doğru yerde ama şimdi dönüp bakıyorum hep yanlış kararlar hep boşuna çırpınışlar hep kırılan bi heves.. neden diyorum hep insan neden bu kadar komplike bir organizma olmak zorunda.. acıkınca yemek yesek dağıtmak istediğimizde çıksak eğlensek uykumuz gelince uyusak zamanı gelince çalışsak sevişmek isteyince sevişsek.... Bireysel aktivitelerimizi bile gereken zamanda olması gerektiği gibi yapamadıktan sonra n e bekliyoruz ki çevremizden dostumuzdan ailemizden sevgilimizden... Herkes kadranı bozuk saat gibi dolaşıyor ortalıkta zaman da yanlış mekan da... Nasıl yaparım ne yaparım bilmiyorum ki hiç ... Eskiden ne hissettiysem parmaklarımın ucundan akıp giderdi artık onu bile yapamıyorum doğru düzgün... Ne duygularım net ne de düşüncelerim... Ne hakedeni biliyorum ne de hakedip etmediğimi.. Doğru yanlış o kadar iç içe girdi ki kendimi yönlendiremiyorum hiç bir yere..